Hamilelikte Görülen 10 Şikayet ve Çözüm Önerileri

43

Hamileliğe bağlı yaşanan sıkıntılardan mide bulantısı, bel ağrısı, yorgunluk, sık idrara çıkma ve şişlik gibi şikayetlerin üstesinden gelmenin bir takım püf noktaları olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Volkan Aksakallı anne adaylarını çözüm önerileriyle ilgili bilgi verdi.

Bir bebeğinizin olacağını öğrendiniz. Eğer kendinizi anne olmaya da hazır hissediyorsanız, değmeyin keyfinize! Bebeğiniz karnınızda her geçen gün büyürken, tarifsiz bir mutluluk duyarsınız. Ancak bir zaman sonra sizi saran tatlı heyecanların yerini şikayetler alabilir. Bulantılar, kramplar, baş ağrısı, yorgunluk, şişlik gibi sıkıntılarla baş başa kalabilirsiniz. Bu şikayetlerin hamileliğin doğal bir sonucu olduğunu belirten Medicana Bursa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Volkan Aksakallı, rahat bir hamilelik geçirmek için dikkat edilmesi gereken noktalara dikkat çekti.

MİDE BULANTILARI

Hamilelik sırasında yaşanan mide bulantıları, birçok anne adayı için can sıkıcıdır. Sık sık kişiye zor anlar yaşatan mide bulantıları, anne adaylarının keyfini kaçırabilir. Bilimsel araştırmalar, hamilelerin yüzde 50 ile 90’ında mide bulantısı görüldüğünü söylemesine rağmen henüz bulantıların nedeni kesin olarak bilinmiyor. Buna rağmen bulantıların bazı hormonların salgısındaki artıştan kaynaklandığı sanılıyor. Tıbbi dilde “human chorionic gonadotropin” ve östrojen hormonlarının salgısındaki artışın bulantıları tetiklediği biliniyor. Genellikle hamileliğin 6. haftasında başlayan bulantılar, 16. haftası civarında sona eriyor. Hamilelik öncesi rahatsız etmeyen yemek, parfüm, sigara gibi kokular hamilelikte mide bulantılarına yol açıyor. Bulantıların psikolojik nedenlerden ötürü olduğu da kabul ediliyor. Öyle ki, doğum ve annelik korkusu, şiddetli çocuk arzusu, mutsuz bir evlilik, işini kaybetme tehlikesi, aile içi sorunlar gibi unsurlar heyecanlı yapılı kadınlarda bulantılara sebep olabiliyor. Temelde bulantıların en önemli nedeni kadını bebeğe toksik olabilecek maddelerden korumak. Çoğu kadın gebeliğin erken dönemlerinde sigar kokusundan bu nedenle nefret ediyor.

Ne yapılabilir?

Midenizin bulandığı dönemlerde beslenme şeklinizi değiştirmeniz gerekiyor. Azar azar ama daha sık yemelisiniz. Örneğin günü 3 öğünden 5 öğüne çıkarabilirsiniz. Yağlı ve baharatlı yiyeceklerden uzak durmalısınız. Bunun yerine yüksek karbonhidrat içeren besinleri, yani tost, muz, fırında patates gibi gıdaları tercih edebilirsiniz. Ayrıca yemek sırasında fazla sıvı almanız, midenizin bulanmasına yol açabilir. Bunun yerine yemekten bir saat sonra alacağınız sıvılar, vücudunuzun su ihtiyacını karşılar.

Mide bulantılarınız daha çok sabahları uyandığınızda oluyorsa, bu kan şekerinizin düştüğünü gösterir. Bu yüzden bir bisküvi ya da bir kaşık tatlı, kan şekerinizin yükselmesini sağlayacağı için mide bulantınızı hafifletir. Bulantıları azaltmak için bazı uyaranlardan uzaklaşmanız da yarar sağlar. Soğan, sarımsak ya da parfüm ve deodorant gibi midenizin bulanmasına yol açabilecek kokulardan uzak durmaya çalışın. Sigara da sizi olumsuz etkileyebilir. Bunun için aynı ortamda bir başkasının sigara içmesine izin vermeyin.

HAMİLELİK REFLÜSÜ

Hamilelerin yaygın şikayetlerinden birisi de hamilelik reflüsü. Anne adaylarının midesinde veya göğüs kemiği arkasında yanma ve ağrı hissetmesi, “Çocuğun saçları çıkıyor” yorumlarını duymasına neden olabilir. Bu yaklaşımın, nereden geldiği bilinmiyor ama kesin olan bir şey var ki çocuğunuzun saçlarının bir suçu bulunmuyor. Aslında bu yaşananların tek nedeni “hamilelik reflüsü”. Bu rahatsızlık, mide asidi başta olmak üzere mide içeriğinin yemek borusuna kaçması sonucu göğüs kemiği arkasından yukarı yükselen yanma ve ağza acı- ekşi su veya yemek parçalarının gelmesi olarak tanımlanıyor.

Ne yapılabilir?

Hamileliğin 3. ayından sonra bebeğe zarar vermeyen tedavi yöntemleri uygulanabilir. Mide ve yemek borusundaki yanma hissi özellikle yatarken daha fazla rahatsızlık veriyorsa, asidi nötralize edici, doktorunuzun önereceği birtakım ilaçlarla tedavi olabilirsiniz. Reflüden yakınan hamilelerin yaşamlarında bazı değişikliklere de dikkat etmeleri gerekebilir. Yenilen yemek miktarı, alınan gıdalar kadar önemli olduğundan bir kerede aşırı fazla yemek yerine az ve sık öğünleri tercih edin. Karnınızı sıkıca saran giysilerden uzak durun; yemekten sonra hemen yatmayın; alkol ve sigara kullanmayın; aşırı kilo almamaya çalışın ve son olarak yatak başınızın yüksekte olmasına dikkat edin.

BEL AĞRILARI

Hamilelikte artan bel ağrıları, çoğu anne adayının ortak şikayetidir. Bu şikayetin nedeni, hamilelik süreci ilerledikçe büyüyen rahmin etkisiyle vücudun ağırlık merkezi değişmesinden ileri gelir. Buna uyum sağlamak isteyen bel omurlarının iç bükeylerinde de bir artış olur. Sonuç olarak beldeki tüm kaslarının yükünün artmasıyla hamile olan kişi, bel ağrılarını daha yoğun bir şekilde hisseder.

Ne yapılabilir?

Hamilelikte artan bel ağrılarının önüne geçebilmek için öncelikle beli zorlayıcı bazı hareketlerden uzak durmalısınız. Yatağınızın ortopedik olması da dikkat edilmesi gereken bir başka etken. Bel üzerindeki yükü artırdığından çok yüksek ya da tamamen düz ayakkabı giymeyin. Onların yerine alçak topuklu ayakkabılar giyebilirsiniz. Ayrıca bel ağrılarını hafifletecek egzersizler yapmanızda da yarar var. Doktorunuz sizi doğru egzersizler konusunda yönlendirebilir.

YORGUNLUK VE HALSİZLİK

Anne adayları hamilelik sürecinde, yorucu bir hareket yapmadıkları halde kendilerini yorgun ve halsiz hissedebilirler. Bu da çok anlaşılabilir bir duygudur. Çünkü vücudunuzun yapması gereken çok iş vardır. Vücut gebeliğin ilk haftalarında bebeğe daha fazla besin taşıyabilmek için daha fazla kan üretir. Bu da kalbin daha çok çalışmasına sebep olur ve nabız dakikada 10- 15 atım artar. Hamileliğin genellikle ilk dönemlerinde ortaya çıkan halsizlik ise, çoğu zaman kendini uykusuzlukla beraber gösterir.

Ne yapılabilir?

Bu durumda en iyi çözüm istirahat etmekten geçiyor. Vücudunuz size daha çok istirahat etmeniz gerektiği sinyalini vermektedir. Gün içerisinde ayaklarınızı hafif yükselterek, sırt üstü yatıp dinlenin. Uyku ihtiyacı hissediyorsanız kendinizi engellemeye çalışmayın. Kendinize küçük şekerlemeler için izin verin. Çalışıyorsanız, hemen iş sonrası akşam yemeğinden önce hafif bir uyku iyi gelebilir. Ancak akşam yatarken de uyku kaçıracağından çay, kahve gibi içeceklerden uzak durmanızda fayda var. Düzenli beslenmeniz de enerji seviyesini artıracağından, özellikle yeterli protein ve vitamin takviyesi yapmanız kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar.

SIK İDRARA ÇIKMA VE KAÇIRMA

Sık idrara çıkma isteği hamileliğin doğal şikayetlerinden biridir. Çünkü hamilelik ilerledikçe büyüyen rahim, önündeki mesaneye baskı yapar. Ayrıca fizyolojik olarak mesane içi basıncında da bir artış meydana gelir. Bu nedenle de hamilelerde sık sık idrara çıkma isteği görülür. Hamilelikte idrara çıkma hissi, 12- 13. haftadan itibaren giderek azalmaya başlar ve özellikle son dönemlerde bebek anne karnından aşağıya doğru inmeye başlayınca yeniden ortaya çıkar. Büyüyen rahmin idrar torbasına yaptığı basınç kimi zaman idrar kaçırmaya da sebep olur. Bu rahatsız edici durum gülerken, hapşırırken veya öksürürken bile olabilir. Doğum sonrası da çoğunlukla kaybolur.

Ne yapılabilir?

Hamilelikte idrara çıkmak doğal bir olay olduğu için bu ihtiyacınızı ertelemeyin. Sık sık tuvalete çıkmak idrar kaçırma şikayetini de bir ölçüde engeller. Ancak idrarınızda yanma varsa bunun bir enfeksiyon belirtisi olabileceğini de göz ardı etmeyin.

VARİS VE KRAMPLAR

Büyüyen rahim bacaklardan gelen toplardamar sistemine basınç yaparak kanda göllenmelere ve varislere neden olabilir. Toplardamarın genişleyerek ve kıvrılarak cilt yüzeyinde belirginleşmesi anlamına gelen varisler, bazen kramplarla beraber kendini gösterebilir.

Ne yapılabilir?

Varisli bacaklarınız için, dolaşımı hızlandırıcı etkisi bilinen, soğuk su masajı yapabilirsiniz. Uzun süre ayakta kalmamak, uzun süre oturmamak, yatar pozisyonda ayakları yukarı kaldırmak, düzenli egzersiz yapmak rahatlama sağlar. Aşırı rahatsızlık hissediyorsanız doktorunuzun tavsiyesiyle varis çorabı kullanabilirsiniz. Ancak endişelenmenize hiç gerek yok. Çünkü doğum sonrası varisler genellikle kaybolur. Bacaklardaki kramplar ise, çoğu zaman kalsiyum eksikliğinden ortaya çıkar. Bu nedenle süt ve süt ürünleri gibi kalsiyum açısından zengin gıdalar alın. Krampları önlemek için bir takım egzersizler de uygulayabilirsiniz. Örneğin bacak kaslarınızı gerin, bir dakika gergin durumda tutu ya da bacaklarınıza masaj yapın ve uzatarak dinlenin.

ŞİŞLİKLER

Hamileliğin ilerlemesiyle birlikte damarlarda dolaşan kan miktarı artar; rahmin toplardamardaki basıncı yükselir. Bu nedenle damarlardaki kanın sıvı kısmının bir bölümü doku aralığına geçer. Progesteron hormonunun hamilelikte artması da, bacaklarda şişliğe neden olur.

Ne yapılabilir?

Hamilelikte daha çok ayakların şiştiği gözlenir. Bunun için gün içerisinde ayaklarınızı oturduğunuz yerden biraz daha yükseğe koyarak dinlenebilirsiniz. Ancak hamilelikte bazen sabahları ellerde ve göz kapaklarında şişme olur. Bu belirtiler hamilelik zehirlenmesine (preeklampsi) işaret ettiğinden böyle bir durumla karşılaşıldığında doktorunuza başvurmanız gerekir.

ÇATLAKLAR

Gebelikte kadınların önemli bir kısmında karın, kalça ve göğüs bölgesinde çatlaklar ortaya çıkar. Cildin aşırı gerilmesine bağlı olarak ortaya çıkan çatlaklara, çoğu zaman rahatsız edici bir kaşıntı da eşlik eder. Gebelik döneminde kırmızı görünümde olan çatlaklar bebeğin doğmasından sonra kısa zamanda gümüşi bir renk alırlar ve kalıcıdırlar.

Ne yapılabilir?

Çatlakları tümüyle önlemek mümkün olmamakla beraber, alınan bazı önlemlerle çatlakların önüne geçilebiliyor. Piyasada bulunan çatlak kremleri cildi nemlendirerek esnemesine yardımcı oluyor. Çatlak kremleri, çatlakların beraberinde getirdiği kaşıntının dinmesine de yardımcı oluyor. Anne adaylarının bir kısmı ise, çatlak kremlerinin yerine badem yağı kullanmayı tercih edebiliyor. Bu maddenin cildin nemli kalmasına ve kaşıntı şikayetinin ortadan kalkmasına yardımcı olduğu söyleniyor. Sıvı alımı da çatlakların oluşumunda etkili rol oynuyor. Eğer vücuda giren su miktarı yetersiz olursa cildin elastikiyeti azaldığından çatlaklar daha kolay oluşuyor. Aksine, vücudun ihtiyacı olan sıvı miktarı yeterli alınırsa, cilt elastikiyetini daha iyi korur ve gerilmeye karşı daha dayanıklı hale geliyor.

VAJİNAL AKINTI VE KAŞINTI

Gebelikte değişen hormon seviyeleri vücudu etkiliyor. Östrojen hormonunun artışıyla da vajinal akıntılar görülebiliyor. Akıntılar hamileliğin normal seyrinden kabul ediliyor. Ancak bazen hamileliğin ikinci yarısında aniden fazla miktarda su gibi bir akıntı gelmesi zarların erken açılması anlamına gelebiliyor. Böyle bir durumla karşılaşıldığında bir uzmana başvurmak en yerinde karar.

Ne yapılabilir?

Hamilelikteki akıntılar renksiz ve kokusuzsa herhangi bir tehlike arz etmez. Akıntı renginde sarı- yeşile dönüşme, buna ilave olarak kaşıntı, yanma ve koku artışı tedavi gerektiren durumlardır. Ayrıca yine gebelik esnasında vajinanın asiditesi ve glikojen miktarındaki değişimler mantar enfeksiyonlarına yol açabilir. Bu yüzden eğer akıntının içerisinde beyaz renkli parçacıklar varsa ve kaşıntı oluyorsa bu bir enfeksiyon belirtisi olabilir. Bu durumda mutlaka gecikmeden bir uzmana başvurmalısınız.

NEFES NEFESE KALMA

Hamileliğin son dönemlerinde sanki yeterince hava alamıyormuşsunuz gibi hissedebilirsiniz. Bu durum, büyüyen rahmin akciğerlere alttan yaptığı baskıdan kaynaklanır. Dolayısıyla akciğerlere yeterince hava giremez. Vücutta yer alan progesteron hormonu da beyinde solunum merkezine etki yaparak, derin nefes alıp vermenize neden olur.

Ne yapılabilir?

Vücudunuzu dik duruma getirerek, egzersiz ile akciğer kapasitesini artırabilirsiniz. Ayrıca sırt üstü yatıldığında baş seviyenizi yükseltirseniz şikayetleriniz azaldığını göreceksiniz. Hamileliğin son haftalarında bu şikayetiniz ortadan kalkabilir.